Hadikatül Cevâmi'de yer almayan bu cami, Harem Vapur İskelesi'nden yukarıya doğru çıkarken solda Harem Palas'ın önünde fevkâni bir mabeddir. Altından, temelinden kaynayan bir su, yol aşırı deniz tarafındaki büyük çınarın altından çeşme halinde parka akmaktadır. Eskiden burada tarihi bir kahvehane vardı.
Cami muntazam kesme taşla yapılmıştır. Minaresi sağdadır. Caminin iki avlusu kapısı vardır. Eskiden vapur iskelesi hemen caminin önünde olduğu için (İskele Camii) adını da alır. Caddeye açılan kapısının üstünde yuvarlak mermer bir madalyon içinde ''Allah işitici ve bilicidir'' yazısı vardır. Avluya girince soldaki hazirede camiyi yaptıran Defterdar Tahir Efendi'nin makam taşı vardır.
Caminin cadde tarafındaki sol köşesinde 1248 rakamları mabedin 1248 H. 1832 M yılında yapıldığını gösterir. Caminin altındaki çeşmenin üstündeki Sultan II. Mahmud'un tuğrası harf inkılabını yanlış anlayanlar tarafından hoyratça kırılmıştır. Mektebi arsa halinde satılmıştır. Kitabeye göre bu caminin altındaki lâtif çeşmenin civarındaki güzel mektebi yaptıran devletin büyüklerinden Seyyid Mehmet Tahir Efendi Anadolu defterdarı iken Bayas adlı yerde 2 Safer 1248 tarihinde (1832 M.) eceliyle ölmüştür. Oraya gömülen Tahir Efendi'nin adına buraya Allah'ın rahmetini celbetmek için bir makam taşı dikilmiştir.
Burada Tahir Efendi'nin 1242 yılında Cumadelulasm 22'sinda (1827 M.) ölen anası Şerife Saliha Hanım'ın mezarı da vardır. Mabedin altı depo halindedir. Bir ara gübre deposu halinde birisine kiralanmıştır. 1962 yılına kadar mabed, su deposu ve avlusu harab haldeydi. Mehmet adlı bir hayırseverin gayretiyle ve halkın yardımlarıyla cami, minaresi, avlusu yenilerek tamir edilmiş, bahçesi abdesthanesi yapılmış ve abdest muslukları takılmıştır. Bahçesi bir gül ve çiçek bahçesi haline getirilmiştir. Camide 1048 H. 1638 M. Tarihinde Zeyned-Din oğlu Halil tarafından yazılmış güzel bir Kur'an-ı Kerim vardır.